|
''Ülkemizin çeşitli il ve ilçelerinde görüşmekte olduğum ,yediemin otopark işletmecisi olan arkadaşlarla yapmış olduğumuz sohbetlerin bir özetidir...'''
-Yediemin otopark işletmecisi misiniz?
- Evet
-Peki, işleriniz nasıl?
Bırakma seviyesine geldi…
-Nasıl yani?
-Birden fazla yediemin otoparkı açılmasına dair birçok kişiye yetki verildi. Bulunduğumuz yerdeki iş potansiyeli kısıtlı zaten. Çarkımın dönmesine yetecek miktarda sirkülasyon kalmaması bu etkenlerin başında yer alıyor. Parklarımıza çekilen bu araçların birçoğu yıllarca bekliyor aranıp sorulmuyor ve bu araçlar bizlere kar değil tam manasıyla zarar doğuruyor olması da sebeplerden bir diğeri.
-Neden burası otopark değil mi? Doğrusu bu söyleminizi anlamak güç. Bu araçlar bekledikçe bunlardan doğan alacaklarınızda büyümüyor mu?
-Haklısınız, burası bir otopark. Burada araç, beklediği süre nazarınca ücrete tabidir. Ancak bu araçlardan birçoğu parklarımıza asayiş, trafik bölge, jandarma ve cumhuriyet savcılığı gibi birimlerce trafikten men edilerek getirilmiş araçlardır. Ve bunlar üzerindeki otopark alacağımızda hayli birikmiştir. Lakin bu araçların birçoğu kazaya karışmış ya da herhangi sebepten tedbir konulmuş olmaları hasebiyle ya ekonomik değerleri çok düşük ya da cezai ve hukuki sebeplerden ötürü uzun yıllar teslim alınamamış ve böylece geçen zaman aralığında beklemekten çürümek ve model kaybı gibi etkenlerle değer kaybına uğramış ve mal sahiplerinin gözünden düşmüştür. Tüm bunların etkisiyle taraflarca ücretimiz ödenerek araçlar teslim alınmamıştır.
Evet, bu araçlarda hayli alacağımız var ama alamadığım alacağın bana faydası yok. Öte yandan ise ücretini alamadığım ve yıllardır parkımda duran bu araçların muhafazası için bekçilik, yer kirası, işci maaşları gibi işletme giderlerimiz devam etmekte. İşte bu sebepten bu araçlar kar değil zarar sebebi oluyor.
-Zimmetinizde kalan ve uzun yıllar parkınızda bekleyen bu araçlar ne oluyor?
-Bildiğim kadarıyla Milli Emlak’ın bu araçları 6 aydan sonra teslim alma yetkisi var. Ancak bu pek uygulanmıyordu. Son zamanlarda uygulanmaya başlanarak araçların bir kısmını teslim alıp götürüyor.
-Milli Emlak size bu araçların park ücretlerini ödüyor mu?
-Hayır, bizler belediye işletme ruhsatlı ve vergi mükellefi olan otopark işletmeleriyiz. İl Trafik Komisyonu Başkanlığı tarafından belirlenen tarife doğrultusunda ücretlendiriliyor ve bu araçların ücretlerini bu yönde talep ediyoruz.
Milli emlak ise bizden teslim aldığı araçlara karşın, araçları sattığı bedelin %15 ila % 20 si gibi bir meblağ ile ücretlendiriyor. Yani bu araçları hurda olarak değerlendiriyor.10 ton hurda olduğunu var sayarsak ve kilo fiyatını 1,00TL den sattığını düşünürsek 10,000,00TL gelir elde eder ve bununda %20 si 2,000,00TL eder. Benim senelerce muhafaza edebilmek için çeşitli sıkıntılar çekip, meşekkatlere katladığım ve masraf ederek teslim aldığım şekilde muhafaza etmeye çalıştığım araçları bu emek, meşakkat ve masraflarımı hiçe sayarak bu ücretlere bizi mahkûm ediyor.
-Mesleki manada başlıca sıkıntılarınız neler?
-Araç teslim alırken ve teslim etme aşamasında yapılan yazışmalardaki hata ve eksikliklerden ötürü araçları gerek Milli Emlak’a gerekse vatandaşlara teslim esnasında güçlükler çekiyoruz. Bu eksikliklerin başında ise araç evsafının (renkleri, hasar durumları, donanımları) yetersiz kayda alınması, plakasız araçların motor şasi numaralarının tespit edilerek kayda alınmaması yer alıyor. Bu durumdaki bir aracı parkta tespit etmek neredeyse imkânsız hale geliyor.
Tarafımıza teslim edilen araçların az evvelde bahsettiğim nedenlerden ötürü teslim alınmaması ve uzun yıllar elimizde kalması ve bunlardan doğan sıkıntılarımız.
Parklarımıza gelen araçların çekici masraflarını araç sahiplerinden ancak aracın teslimi aşamasında tahsil edebiliyoruz. Teslimi geciken araçların hem otopark hemde çekici masrafları bağlı kalıyor.
Söz konusu araçlardan bazılarının icra daireleri tarafından satışlarının gerçekleşmesi halinde ücretimiz hesap edilirken ADALET BAKANLIĞINA AİT DEPO VE GARAJLARDA MUHAFAZA EDİLEN MAHCUZ MALLAR İÇİN ALINACAK ÜCRET TARİFESİ HAKKINDA TEBLİĞ doğrultusunda hesap yapması ve ödemesi ve de bu tarife gereği ödenecek olan ücretin çok düşük olması da mağduriyetimize sebep vermektedir.
Hâlbuki bu araçları kaydındaki haciz ve yakalama şerhinden ötürü Trafik ekipleri getirip tarafıma teslim ediyor. Bende İl Trafik Komisyonu Başkanlığı tarafından belirlenen tarife doğrultusunda ücretlendirileceğimi zannederek teslim alıyorum. Aradan söz temsili 6 ay geçtikten sonra gelen icra infaz memurlarınca aracın fiili haczi gerçekleştiriliyor. Gene söz temsili 3 ay sonrada satışı gerçekleşiyor. İcra dairesi ise fiili haciz yaptığı tarihten satışın kesinleşme tarihine kadar olan zaman için işleyen park ücretini hesap ediyor. Benim bu araç için verdiğim 6 aylık emek boşa gidiyor.
Keza maliyede satışını yaptığı araçlarda bu tarifeleri ve süreleri baz alarak mağduriyetimize sebep olabiliyor.
-Mesleğe başlarken bu sıkıntılardan haberdar değimliydiniz?
-Bizler ticaret yapmak ve gelir elde etmek çabasıyla ilgili merci ve makamlara müracaatlarda bulunarak bu işlere giriştik. Bulunduğumuz müracaatlara olumlu netice almak için tek taraflı yapılmış olan sözleşmelere imza attık. Bu sözleşmelerde kısıtlanan haklarla yaşamakta olduğumuz sıkıntılarında önü açılmış oluyor. Söz konusu hak kısıtlamalarından birçoğu da anayasal haklarımızı ihlal eder nitelikte. Yani işin içine girdikten sonra davulun sesini yakından duyduk.
-Peki, bu sorunların bir çözüm yolu yok mu?
-Bu sorunun cevabını benimle aynı durumda olan yüzlerce meslektaşım gibi bende yıllardır aramaktaydım. Bu hususta birçok hukukçuya da başvurdum. Ancak birçoğu bu sorunlarımızın çözümsüz olduğu yönde hem fikirler. Ama edindiğim bilgiler ışığında dava açmak suretiyle ücret alacığımı tahsile çalışmaktayım ve bu hususta yargı süreci işliyor.
Doğal olarak bu arayış ve girişimlerimizden haberdar olan araç teslimi yapan makamlar bu konuda bizleri kısıtlamak amacıyla çeşitli yollarla baskı altına almaya çalışıyorlar.
Haklı haksız suçlamalara maruz kalıyoruz ve mücadelelerimiz hukuki manada devam ediyor. Bahsini ettiğim sorun ve sıkıntılar yalnız benim değil ülke çapında hemen hemen tüm meslektaşlarımın sorunlarıdır.
Özet olarak çözüme giden yolları baskı uygulayarak tıkamaya çalışıyorlar. Bu konuda en büyük tehditleri de yetki sonlandırmak suretiyle işimize son vermek.
Bu baskılar neticesinde haklarını aramaktan çekinen meslektaşlarımızdan bazıları ise illegal yoldan sorunlarını çözme ve haklarını alma yoluna giderek çeşitli suçlar işliyorlar.
|